Çeşme Beyaz Hamak Camping

Bir yıl sonrasına uçak bileti alıp tatil planı yapmak hayalimiz, ama gerçekler spontane. Baktık ki 19 Mayıs pazartesiye geliyor, yeni çadırımızı da almışız, neden Çeşme’ye gitmeyelim ki dedik. Rahatlık o ki, kamp yerlerine yola çıktıktan sonra arabada bakarak karar vermeyi planladık. Bulamazsak bir pansiyona atarız kendimizi ne de olsa. Şanssızlık, aradığımız kamp yerlerinden biri tamamen kapanmış, biri de sezonu henüz açmamış. Bulduğumuz pansiyona doğru ne yazıldıysa o diye ilerlerken, Seren bir tabela gördü “Beyaz Hamak Camping”. Hemen bir heyecanla saptık Altınkum’un ara sokaklarına, birkaç tur kaybolup başa döndükten sonra bulduk Beyaz Hamak’ı (birkaç tabelaları daha olsa fena olmazmış hani).

Görünce tanıyasınız diye bunu buraya bırakıyorum.

beyaz hamak

Bu tabelayı ancak kamp yerine varınca görebiliyorsunuz 🙂

Bembeyaz ve yemyeşil, tepede, ferah bir yer karşıladı bizi. Öğrendik ki, aslında gelmeye çalıştığımız ama telefonla arayıp kapandı yanıtını aldığımız yer burasıymış. Sahibi değişmiş, yenilenmiş, pek de güzel olmuş.

Kampın ilk müşterilerinden olduğumuzu duyup sıcak bir şekilde karşılandık. Oley, yine kampta bizden başka kimse yok, en güzel ağacın altına kurulduk! İşletmeciler o kadar tatlı ki, hava henüz serin, tuvalet ve duş çadırımıza uzak kalıyor diye bize yakındaki bir bungalovun anahtarını verdiler, sıcacık duşumuzu da aldık. Ertesi sabah bu manzaraya uyanıp güzel bir kahvaltı ile karşılandık.

beyaz hamak (2)

Sabahın erken saatlerinde kampın restoranı

Kahvaltıdan sonra ne mi yaptık? Çeşme’deyiz dedik, plaja gittik. Altınkum bomboşken ne güzel! Epey rüzgarlı, hava hala serin. Güneşin parıldadığı öğlen saatlerini fırsat bilip deniz sezonunu açtık.  Sahilde bira cips keyfimize diyecek yok. Akşam da Canbaba’da rakı balık ritüelimizi tamamladığımıza göre… Ne diyelim, yemeyi içmeyi seviyoruz.

Son günümüze yine keyifli bir kahvaltı ile başladıktan sonra, Beyaz Hamak’a uygun bir ritüel ile gazete, kitap, hamak keyfi yaptık. Ardından hızına yetişemediğimiz Alaçatı’nın ara sokaklarında güzel bir yürüyüş… Bu kez farklı bir şeyler yemek derdindeyiz, Alaçatı girişinde Akbank’ın karşısında İmren Ev Yemekleri Lokantası çarptı gözümüze ve zeytinyağlılar aklımızı çeldi. Ege’nin neredeyse tüm otlarının tadına bakıp, sağlıklı ve güzel bir yemek yemenin mutluluğu içerisinde; lokantanın önündeki teyzeden evdeki yemeklerimizi lezzetlendirmek üzere bir demet taze kekik alıp yola koyulduk.

Yolda çok eğlendiğimizi söylemiş miydik? “Hafta sonu için o kadar yolu gitmeye nasıl üşenmiyorsunuz” en sık duyduklarımızdan. Bizim için yol da seyahatin bir parçası, hem de en güzel parçalarından! Saatlerce bir şey düşünmeden rahatlamak, ya da normalde düşünemediğimiz bir sürü şeyi düşünecek zaman bulmak, sohbet etmek, ya da uzun uzun susmak, en sevdiğimiz şarkıları söylemek, dans etmek, yeni yerler görmek, canımızın istediği yerde durup bir fotoğraf çekmek ve devam etmek, yol kenarında hayatımızda yediğimiz en güzel yemekleri yemek. Yolu eziyet olarak görmeyi bırakıp tadına vardığınızda her şey daha güzel olacak 🙂

Reklamlar