Şile’de Bir Koy

Çeşme’nin ardından kısa bir festival molası verdik ve şehrin tadını çıkardık bir süre. Yeri gelmişken; One Love’dı, Chill Out’tu alışığız ama; BirGün festivali pek keyifliydi, gitmediyseniz tavsiye ederiz. Kalabalıktan sıkılmamız uzun sürmedi ve arkadaşlarımızın daveti ile Şile’nin ilerisindeki ıssız bir koyda (adı neydi sahi?) hafta sonunu geçirmek üzere sözleştik.

Yolu tarif etmeyi çok isterdik ama imkansız gibi bir şey. Hiçbir navigasyonun köy kahvesi kadar faydası dokunmadı. Şile’yi (Ağva mıydı?) 5-10 km kadar geçtikten sonra  bir köye vardık ve kahvedeki amcalara yolu sormak üzere kısa bir mola verdik. Biz ne olduğunu anlamaya çalışırken amcalar gülmeye başladı, ‘aman gençler dikkat edin’ dediler. Meğer gideceğimiz koyda bir mağara varmış, mağaraya define aramaya gidenler sık sık buradan geçiyorlarmış. Mağarada geçirdikleri kazalar kulağımıza küpe edilirken derdimizin sadece denize girip kamp yapmak olduğunu söyleyip amcaları rahatlattıktan sonra yol tarifini aldık. Biraz ilerde ana yoldan ayrılıp bir tali yola girdik ve birkaç km sonra koya ulaştık. Aslında deniz ve sahil olarak pek güzel bir yer değil gibi, ama İstanbul’a oldukça yakın ve kimse yoktu. Bu ilk bakışta hoşumuza gitse de, bizi biraz endişelendirmedi de değil.

Çadırlarımızı kurup yerleştikten sonra akşam yemeği hazırlıklarına giriştik. Alışverişi oldukça açken yapmamızın burukluğu ile fazla gelen yiyeceklerle ileride kuyruk sallayan dostlarımıza ziyafet çektik. Çakıl taşları ve kurumuş yosunlarla kaplı sahil gördüklerimizin en iyisi olmasa da, denizin bu kadar yanında uyumak çok güzeldi. Gözlerinizi kapattığınızda duyduğunuz tek şeyin çakıl taşlarına vuran dalgaların sesi olması paha biçilemez.

şile

Koyda günbatımı

Sabah erkenden aynı sesin huzuru ile uyanıp buz gibi denize girerek kendimize geldik. Güzel bir kahvaltının ardından D vitamini depolayıp çok geç olmadan yola koyulduk. Yolda böyle şirin bir yerle karşılaşınca oturup bir çay içmek kaçınılmaz oldu.

çay

Açık hava salonunda çay keyfi

“Keşke adını hatırlasam” koyu İstanbul’dan çok uzaklaşmaya vaktiniz olmadığı zamanlarda, sakin ve keyifli hafta sonları geçirmek için tavsiye edebileceğimiz bir yer. Dikkat, denize girecekseniz ayakkabınız olsun, kestaneler var. Dikkat 2, biz gittiğimizde bomboştu ama sıcak havalarda pek kalabalık olabildiğini duyduk, ne yazık ki keşfedilmeye başlanmış.

Reklamlar